Bireyler, taşıdıkları
kalıtsal hastalığı değişik oranlarda çocuklarına aktarırlar. Bu nedenle
genetik hastalıkların çiftlerde ve embriyolarda belirlenmesi çiftlerin
sağlıklı çocuk sahibi olabilmesi için önemlidir. Günümüzde DNA analizi
yöntemi ile çok sayıda kalıtsal hastalığın henüz embriyo düzeyinde iken
tanımlanması mümkün hale gelmiştir. Kalıtsal bir hastalığa neden olan
genetik bozukluğun tanımlanması için hastalığa neden olan genin yapısının
belirlenmiş olması gerekmektedir. Yapılan araştırmalar sonucu B-talasemi,
Hemofili, Kistik Fibrosis, Orak Hücre Anemisi, Muskuler Distrofiler,
Frajil X gibi hastalıklara sebep olan bir çok genin yapısı belirlenmiş ve
bunların genetik tanısına yönelik yöntemler geliştirilmiştir.
Bu yöntemle, öncelikle anne baba ve varsa hasta çocuklara ait kan
örneklerinde genetik bozukluğun gösterilmesi için genetik analizler
yapılır. Sonrasında kalıtsal hastalık taşıyıcısı olan çiftlerin tüp bebek
yöntemi ile elde edilen embriyolarından alınan hücrelerde hastalığa neden
olan genetik yapı özel yöntemlerle çoğaltılmakta ve taranan hastalığa ait
gen bölgesi DNA analizi yöntemi ile tanımlanabilmektedir. Sonuçta,
kalıtsal hastalığı taşıyan embriyolar elenirken sağlıklı embriyoların
transferi ile genetik hastalık taşımayan çocukların dünyaya gelmesi
sağlanabilmektedir. Yapılan araştırmalar sonucu B-talasemi, Kistik
Fibrosis, Orak Hücre Anemisi, Hemofili, Muskuler Distrofiler, Frajil X
gibi hastalıklara sebeb olan bir çok genin yapısı belirlenmiş ve bunların
genetik tanısına yönelik yöntemler geliştirilmiştir. Ayrıca; B-talasemi,
Fanconi anemisi ve lösemi gibi hastalıklarda, DNA dizi analizi yöntemi ile
sağlıklı embriyoların saptanmasının yanısıra HLA genotyping (doku
tiplemesi) işlemi de aynı anda uygulanabilmekte ve embriyoların doku tipi
belirlenebilmektedir. HLA genotyping yöntemiyle talasemi veya lösemi
hastalığı saptanmış çocuklara sahip ailelerde, anne ve baba ile çocuğa ait
doku tiplerinin belirlenmesinden sonra, hastalığı taşımayan embriyolar
içerisinden doku tipi hasta çocuk ile uygun olan embriyolar
seçilebilmektedir. Bu şekilde elde edilen sağlıklı gebelikler, sağlıklı
doğan çocukların kordon kanı ve kemik iliğinin kullanılması ile hasta
çocuklar için tedavi sağlayıcı olmaktadır.
Bu yöntemle aile prenatal tanı işlemi sonrasında uygulanan gebelik sonlandırılmasına bağlı
tıbbi ve psikolojik travmalardan da korunmaktadır. Ayrıca; gebelik öncesi
tanı, hasta kişilerin yaşam boyu karşılaştıkları sağlık problemleri,
hastalıkların tedavisindeki güçlükler ve yüksek tedavi maliyetleri
nedeniyle ailelerin sağlıklı çocuk sahibi olmalarını sağlaması ve hasta
kişiler için tedavi olanağı sunması nedeniyle çok önemli bir tekniktir.
Günümüzde yapılmakta olan çalışmalar sonucunda hastalıkların genetik
yapısının belirlenmesiyle birlikte çok daha fazla sayıda hastalığın
embriyolarda tanımlanması mümkün olacaktır.
DÖLLENEN
YUMURTALARIN (EMBRİYOLAR) RAHİM İÇİNE YERLEŞTİRİLMESİNDEN ÖNCE ANORMAL
OLUP OLMADIĞI ANLAŞILABİLİR Mİ ?
Evet. Preimplantasyon
genetik tanı uygulanarak kromozom bozukluğu taşıyan embriyolar seçilip
sadece sağlam olanlar transfer edilebilmektedir.
GEBELİK OLUŞMADAN
ÖNCE GENETİK PROBLEMLER KONUSUNDA ALINABİLECEK ÖNLEMLER VAR MI ?
Evet. Preimplantasyon
Genetik Tanı yöntemi bu amaçla uygulanmaktadır. Bu yöntemle kalıtsal
hastalıklar yönünden riskli ailelerde tüp bebek işlemi uygulanarak elde
edilen embriyolar incelenip hastalık taşımadığı saptanan sağlıklı
embriyolar transfer edilmektedir. Kadın yaşının ileri olması ile (35–45 )
başarı oranı azalmakta, gebelik elde edildiğinde ise düşükle
sonlanabilmektedir. Yaşla birlikte yumurtalarda kromozom bozukluklarının
artması sebebiyle tüp bebek tedavisi yapılacak olan çiftlerden elde edilen
embriyolar üçüncü güne ulaştıklarında biyopsi yapılmaktadır. Elde edilen
bir veya iki adet hücrenin moleküler tanı yöntemleri kullanılarak birkaç
saat içinde değerlendirilmesini takiben sağlıklı embriyolar ayrılmakta ve
transfer edilmektedir. Yaşla birlikte en çok artış gösteren ve yaşamla
bağdaşabilen kromozom bozuklukları (Trizomi 13, 16, 18, 21, 22, 15, 17 ve
X,Y ) hakkında bilgi vermektedir. Bu yöntemle yeterli embriyo elde edilen
ileri yaş kadınlarda gebelik oranı arttırılabilmekte ve düşük riski
azaltılmaktadır.
EMBRİYOLARDA
GENETİK İNCELEME KİMLERE ÖNERİLMEKTEDİR ?
Tüp bebek programına
alınan her çiftte embriyoların genetik olarak incelenmesine gerek
duyulmamakta, buna karşın belirli özelliklere ve risklere sahip olan
çiftlerde bu inceleme önerilmektedir. Bu özellikler şu şekilde
sıralanabilir:
1. Genetik veya
kalıtsal bir hastalık taşıyıcılığı bulunan çiftlerde,
2. Daha önce genetik
hastalığı olan çocuk veya çocuklara sahip çiftlerde,
3. Yardımcı üreme
teknikleri(tüp bebek için kabul edilmiş ileri yaş grubundaki kadınlarda
(37 yaş ve üzeri),
4. Tekrarlayan erken
gebelik kayıpları-düşükleri olan çiftlerde,
5. Birçok kez yardımcı
üreme teknikleri uygulanmasına rağmen gebelik elde edilememiş veya
düşüklerle gebeliklerini kaybetmiş olan çiftlerde,
6. Şiddetli erkek
kısırlığı ile birlikte görülen kromozom bozuklukları veya genetik
hastalıklarda,
7. HLA genotyping
(doku tiplemesi) yapılması amaca ile
8. Genetik
predispozisyon gösteren hastalıkların tanımlanması
PREİMPLANTASYON
GENETİK TANININ AVANTAJLARI NELERDİR ?
1. Gebelik şansını
artırmakta, düşük şansını azaltmaktadır.
2. Ailelerin sağlıklı
çocuk sahibi olmaları sağlanmaktadır.
3. Aile, gebelik
sonlandırılmasına bağlı tıbbi ve psikolojik travmalardan korunmaktadır.
4. Talasemi gibi
hastalıklarda doku tiplemesi ile doğacak olan bebek ailenin hasta
çocukları için tedavi imkanı sağlamaktadır.
5. Gebelik öncesi
tanı; hasta kişilerin yaşam boyu karşılaştıkları sağlık problemleri,
hastalıkların tedavisindeki güçlükler ve yüksek tedavi maliyetleri ile
karşılaştırıldığında çok daha faydalı ve ucuz bir tanı yöntemidir.
KROMOZOM ANALİZİ
NORMAL OLAN ÇİFTLERİN EMBRİYOLARINDA DA GENETİK HASTALIKLAR GÖRÜLEBİLİR Mİ
?
Evet. Çiftlerden
alınan kan hücrelerinden yapılan genetik testlerde kromozom yapısı normal
bulunabilir. Ancak embriyo genetik yapısının yarısını anneye ait yumurta
hücresinden alırken diğer yarısını da babaya ait sperm hücresinden alır.
Bu nedenle vücut hücrelerinin genetik yapısı normal olmasına rağmen bazı
çiftlerde sadece üreme (yumurta veya sperm) hücrelerinde görülebilen
kromozom bozuklukları bulunabilir ve bu bozukluk embriyolara
aktarılabilir. Gebelik öncesi genetik tanı ile embriyolarda oluşan bu tür
genetik bozukluklar saptanabilmektedir.
AKRABA EVLİLİĞİNİN
GENETİK HASTALIKLARIN ORTAYA ÇIKMASINDAKİ ETKİSİ NEDİR ?
Akraba evlilikleri,
aralarında kan yakınlığı olan kişiler arasında yapılan evliliklerdir.
Akrabalık derecelerine göre en yakını 1. derece akraba evliliği dediğimiz
kuzen evlilikleri olup teyze, hala, amca ve dayı çocuklarının arasında
yapılan evliliklerdir. Yurdumuzda akraba evliliği oranı % 21- 40 oranında
olup bölgelere göre değişmektedir. Genel olarak toplumda doğan her 100
çocuğun 2–3 ünde çeşitli sebeplerden kaynaklanan anomaliler saptanır. Bu
risk akraba evliliği yapmış olan çiftlerde % 4–5 oranına kadar
yükselebilmektedir.
GENETİK AÇIDAN RİSK
TAŞIYAN KİŞİLER KİMLERDİR ?
Genetik veya kalıtsal
bir hastalık taşıyıcılığı bulunan çiftler ,daha önce genetik hastalığı
olan çocuk veya çocuklara sahip çiftler, yapısal olarak vücudunda
anomaliler saptanan, mental retardasyonlu çocuk öyküsü, cinsiyet gelişimi
anomalileri, gelişme geriliği ve boy kısalığı, yakın akrabalarında (1.
kuzen gibi) genetik bir hastalık öyküsü çiftler, tekrarlayan düşükleri ve
ölü doğumları olan çiftlerde, 37 yaş üzerindeki kadınlar ve birçok kez
yardımcı üreme teknikleri uygulanmasına rağmen gebelik elde edilemeyen
çiftler. Bu çiftlerde, öncelikle bir genetik uzmanı tarafından ayrıntılı
aile öyküsü alınmalı ve aile ağacı çıkartılmalıdır. Ailede düşünülen
hastalık için ve varsa önceki gebelikler için ayrıntılı bilgilerin
alınması gereklidir. Hasta çocuklar ve aile bireyleri muayene edilmeli ve
gerekli testler istenmelidir. Tüm bu işlemlerden sonra hastalığın tanısı
konmuş veya genetik neden saptanmış ise çiftlere saptanan problemler ile
ilgili ayrıntılı bilgi verilir. Genetik hastalığın neden olabileceği
problemler, sonuçları, yeni gebeliklerdeki riskler, gebelik öncesi ve
sonrasında yapılması gerekenler konusunda aile aydınlatılır. Bu işlemler
sonrasında çiftlerin yeni gebeliklerindeki riskler tekrarlama riskinin
olmamasından %100 e kadar değişebilmektedir. Çiftlerin bir kısmında
preimplantasyon genetik tanı önerilebileceği gibi bazı hastalarda da
prenatal dönemde genetik tanı uygulanması önerilir.
İNFERTİLİTE'NİN
(KISIRLIĞIN) OLUŞMASINDA GENETİK FAKTÖRLERİN ROLÜ NEDİR ?
Günümüzde çiftlerin
yaklaşık %15 inde azalmış fertilite saptanmaktadır. Bu olguların büyük bir
kısmında neden erkek infertilitesidir. Erkek infertilisinde özellikle
sperm bulunmayan kişilerde patojenik sebep Y kromozomu mikrodelesyonlarına
bağlı sperm üretiminin azalması veya kistik fibrozis transmembran
regülatör (CFTR) gen mutasyonlarına bağlı oluşan konjenital vaz deferens
yokluğu ile karakterize obstrüktif azospermidir. Bunların yanı sıra
cinsiyet kromozomlarındaki sayısal anomaliler ve yapısal kromozom
bozuklukları da spermatogenezde, dolayısıyla da fertilizasyonda
problemlere neden olur. Ayrıca hipogonadotropik hipogonadizme neden olan
KAL (X e bağlı kalıtılan Kalman sendromu), DAX1 (X e bağlı kalıtılan
Konjenital Adrenal Hipoplazisi), GNRHR (GnRH sekresyonunda bozukluk) ve
PC1 (prohormon convertase 1 ) gen mutasyonları ile Androjen Reseptör gen
mutasyonları spermatogenezis yetmezliği ile birlikte gözlenebilir. Ayrıca
sekonder infertil olarak adlandırılan tekrarlayan gebelik kayıpları veya
ölü doğum öyküsü olan çiftlerde bazı genetik bozukluk taşıyıcılığı
gözlenebilir.
GEBELİK OLUŞTUKTAN
SONRA GENETİK PROBLEMLER TANIMLANABİLİR Mİ ?
Evet.
Gebelikte uygulanması gereken bazı tarama testler mevcuttur. (11–14 tarama
testi - ikili test - üçlü test ...) Bu tarama testleri gebelikteki genetik
risk hakkında bize bilgi verir. Böyle bir risk belirlendiğinde 11–14.
haftada fetusun eşinden biyopsi yapılarak veya 16–18 haftada bebeğin
içinde bulunduğu sıvıdan örnek alınarak bebeğin kromozom analizinin
yapılması mümkündür. Ayrıca ultrasonografi de bu konuda bize yardımcı
olmaktadır.
Transfer öncesi genetik tanı hakkında daha fazla bilgi için lütfen
tıklayınız..